Arama Kutusu

Kozmetikte Bilinçlenelim : C vitamini Cilt Bakımında Silahşör mü? Nasıl Anlarız?

kozmetikte-bilinclenelim-c-vitamini-cilt-bakiminda-silahsor-mu-nasil-anlariz
Kozmetikte Bilinclenelim Cvitamini Cilt Bakiminda Silahsor mu Nasil Anlariz

Cilt bakımınız adına kırışıklık karşıtı kremlerinizi elinizin tersiyle bir kenara itin, bunun yerine portakal yiyin, kütür kütür biber yiyin, greyfurt yiyin. Ama illa siz derseniz ki "kullandığım kozmetik ürünlerinde C vitamini olsun, cildimi taş bebek göstersin, lekelerim buhar olup uçsun, dirilik sıkılık bende olsun, tüm nazarları çekeyim oh misss" diyorsanız da, kozmetik ürünleri hakkında herkesin anlayabileceği dozajlı önemli bilgiler sunduğum bu yazıyı sonuna kadar okumanızı ve bilinçlenerek daha iyi seçimler yapmanızı öneririm.


Kozmetik sektöründe birçok marka özellikle cilt bakım ürünlerinde önemli bir antioksidan olan C vitaminini ihtiva eder, peki bu C vitamini kozmetikle buluşunca sarı renkte mi olur? Kozmetik markalarının bilinçsiz satış elemanlarına göre "Evet, bu üründe C vitamini var ya, ondan öyle sarı renkte oluyor, bak bildiğin portakal kokuyor, C vitaminli ya ondan, bu markanın ürünleri çok meşhur ve çok güzel" demelerine kanan tarafta mısınız, yoksa C vitamin sarı renkte ve kokusu olmadığını bilen bilinçli tarafta mısınız? Yeni bir yazı serisi başlatıyorum, "Kozmetikte Bilinçlenelim" adını koydum. Ve işte bu özel yazı dizimin ilk konusu ise, son zamanların cilt bakımının gözde içerik ismi : C Vitamini.





kozmetikte-bilinclenelim-bilincli-kozmetik-cilt-bakim-urunleri-blogu
Kozmetikte Bilinclenelim Cilt Bakim Urunleri

İlk bilinmesi gereken önemli bir bilgi var ki, C vitaminin (askorbik asit) kendisini, kozmetik ürünlerinde korumak sandığınızdan daha zor ve meşakatlidir. Marka güvenirliliği ile bunu sağlamak en mümkün olanıdır. Bazen DoaKozmetik 'ten bilmem nereden alıp kullanıyorlar, aklım almıyor, bu kadar mı bilinçsiz cilt bakım sevenleri var diye. Her doğalız diyen marka doğal olmuyor, hatta çok net söyleyeyim, hiçbir Türk markasına C vitaminli cilt ürün bazında ben gü-ven-mem. Bunun milli değerlerle alakası yok. Çoğu yabancı marka da eş değer niteliksizlikte. Aralarında bazıları sadece gerçek güvenin karşılığını verebiliyor. Ama onlar da ucuz değil, pahalı.




Kozmetik konusunda ipi göğüsleyen ve "trendsetter" (trend belirleyicisi) olarak anılan markalar, her yıl bir moda akımı oluşturur. Bu hem cilt bakım klasmanında böyledir, hem de makyaj ürünlerinin klasmanında. Örneğin cilt için bir dönem furyaları kopartan Argan Yağı ile makyajda bir anda alevlerinden küllenen kahverengi ruj modası buna en iyi iki örnektir. Şimdilerde metalik rujlar yerini almaya hazırlanıyor. Bu bir döngü. Moda zaten döngüden ibarettir. Eskiler yeni, yeniler eski olur. Kozmetik sektöründe varlığı son zamanlarda daha fazla önemsenen bir içerik var ki, o da C vitamini. Eğer cilt bakımı müdavimlerindenseniz bu eğilimi eminim çoktan fark etmişsiniz ve hatta içerik bilinci ile C vitaminli cilt ürünleri arayışına girmişsinizdir bile. Vitamin C, meşhur ve hemen hemen her cilt/makyaj ürününde yer bulan E vitamininden sonra aranan ikinci isimdir. Fakat buradaki bilinmesi gereken, C vitaminin yapısı gereği oksitlenme durumunun bol bol yaşanmasıdır. C vitamini yönünden zengin bir meyveyi kestiğinizde bu durumu göreceksiniz. Mesela şeftali düşünün. Şeftalinin içerisinde bol C vitamini vardır ve bu nedenden dolayı şeftaliyi kestiğinizde capcanlı sarı/turuncu arası renk görürsünüz. Şeftaliyi oda sıcaklığında mutfak masanıza bir süre bırakın.


Ne göreceksiniz? O capcanlı sarı renk, artık kahverengileşmiş, eski halinden eser kalmamış. Renginin bu koyulaşma halinin tek nedeni, C vitaminin oksidasyonudur. Peki bu renk değişimi bize neyi gösterir? Artık C vitaminin etkisinin çok çok çok çok azaldığını ispatlar. Yani taze bir bir şeftali ile, kesilip bekletildikten sonra kahverengileşmiş bir şeftatlinin C vitamin değerleri aynı değildir.


cvitamini-kozmetikte-nasil-kullanilir
cvitamini-kozmetikte-nasil-kullanilir

Şimdi sizden oksitlenenen fondötenlerinizi düşünmenizi isterim. Birkaç saat sonra yüzünüzde daha koyu hal alan fondötenlerinz vardır eminim ki, C vitamini içeren serumlarınız da keza öyle. Bir şeftalide bile C vitamini ilk halindeki gibi kalamıyorken, sizse kullandığınız serumdan fayda göreceğinizi düşünüyorsunuz? Burada bir değil, peş peşe yüzlerce soru işareti konulsa yeridir. Çabuk okside olan ve iyi özelliklerini önemli ölçüde kaybeden C vitamini cilde avantaj olarak sunmak ciddi bir meseledir ve bunu çoğu kozmetik markası yapamaz ama yaptığını büyük bir iddia ile sloganlaştırır.


Ben size kendi deneyimden bahsetmek istiyorum. Evvel zaman içinde, The Body Shop markasından C vitaminli bir yüz spreyi almıştım. O aldığım zamanlarda ben henüz üniversiteye yeni başlamış, ah bakım yapayım daha güzel olayım kafasındaydım ve henüz piyasada bloggerlar yüz mistlerinden bihaberdi. O zamanın bloggerları cilt değil, makyaj fırçalarının keşfinden bahsediyordu. "Ya asıl makyajı yapan fırçalarmış kızlar, parmaklarınızı kullanmayın" günleriydi. C vitamini iyidir mantığıyla The Body Shop (TBS) raflarında, satıcının da muhteşem övmesiyle (bilirsiniz Tbs kızlarını, hep sahte güler yüzlü ve onlara göre raflardaki tüm ürünler yenebilecek kadar doğal!?) C vitamin spreyini satın almıştım. Akabinde her zaman uyguladığım ve değiştirmediğim diğer cilt ürünleriyle beraber bu spreyi de kullanıma aldım. Ancak ne zaman kullansam cildimde, özellikle yanak bölgemde, bir kızarıklık baş gösteriyordu. Cildim aşırı hassas cinsinde değildir. Hassaslık konusunda değerlendirmeye alınacak kadar naif bir cildim yok. Normal seviyededir. Ama bu kızarık bırakma mevzusu hoşuma gitmedi. Zaten normalde yanak bölgesindeki hafif kızarıklıktan mütemadiyen muzdarip bir bünyeyim,allık kullanmayı bile bu yüzden sevmiyorum, bir de üzerine rahatlayarak cildim sıkılaşsın diye fısfıslattığım o şeyin kızarıklıklar yaratması, haliyle hoşuma gitmedi.



Fakat o zamanlardaki ben, şimdiki ben değildim. Aldığım spreyi oldukça pahalıya almıştım. (TBS o zamanlar indirime şimdiki gibi sıcak bakmıyordu) ve ben öğrenciydim ve de cilt bakım konusunda şu an olduğu kadar bilince kuşanmamıştım. Bana öyle gelmiştir bahanesiyle tekrar, tekrar ve tekrar kullanmaya başladım. En son artık pes ettim. Çünkü bu meret gerçekten cildimi tahriş ediyordu. Zaman içerisinde anladım ki, The Body Shop'tan kullandığım, o içerisinde C vitamini olan sprey tırtmış. Çoğu kozmetik markası, pahalı olsun ucuz olsun, bunu yapıyor. Ürünlerin içeriğindeki C vitaminleri çoktan işlevini bitirmiş, oksidasyona uğramış oluyor ama biz o bozukluk kokusunu almayalım diye, adı C vitamini ya, turunçgil bir parfüm içeriği ile olayı maskeliyor ve pazarlama taktiğiyle bizlere sunuyor. Biz de üzerine para verip alıyor ve medet umarak kullanıyoruz. Bu tatsız deneyimimden sonra C vitamini mevzusuna daha hassas bakmak gerektiğini anladım.



kozmetikte-bozulmamis-C-vitamini-kullaniminin-anlama-yollari
kozmetikte-bozulmamis-C-vitamini-kullaniminin-anlama-yollari

  • 1) Oksijensiz ambalajlama yapan güvenilir firma olması şart.


  • 2) Şeffaf ambalaja kesinlikle sahip olmayacak çünkü ışığa maruz kalmamalı, bu yüzden opak ambalajda olmalı.


  • 3) Kavanoz tipi ağzı açıkta olmamalı, oksijeni mümkün mertebe en az alabilecek paket dizaynında olmalı. Hava ve ışık katiyen yok.

    Onu bunla karıştırın, bunu bunla. Oldu size concealer, fondöten, BB krem, CC krem. Hem D.I.Y dediğin karıştır karıştır dur. Cildin kalitesini bozarım, elastikiyetini yıpratırım diye düşünmeyin, boşverin. Botoxlarsınız nasılsa. Youtube'da en çok ben izleneyim de gerisi mühim değil.
  • 4) C vitamini olan kozmetik ürünlerinizi hiç ama hiçbir şekilde, kendinize göre D.I.Y mış miymiş şeklindeki icraatlarınızda malzeme olarak kullanmayın. Hatta değil C vitaminli ürünler, normal makyaj malzemelerimizi dahi o şekilde saçma uğraşlarla, sırf izlenmesi çok olsun, okuyucusu bol olsun diye çekilene / yazılana heba etmeyiniz. "Evde kendi kendinize serum yapın, evde kendi kendinize BB krem yapın" vs. diyenleri tırt geçin. Ürünlerin etken maddelerini hem havayla münakaşaya sokarak hem birbirleriyle karıştırarak yapılan şeyler cilde zaman içerisinde fark etmeden zarar verir. Ekonomi yapmak istiyorsanız, ihtiyacınız olanı alın, ihtiyacınız dışında kalanları almamaya çalışın, en güze diy budur. Kendi paranı kendin akıllı harca.


  • 5) C vitamin içerikli kozmetik ürünlerinizi serin, kuru ve ışıktan uzakta bir yerde muhafaza etmeye gayret edin. Bu çok önemli. Çünkü saklanma koşulları, C vitaminini muazzam etkiler.


  • 6) Rozasea (Gül Hastalığı) gibi özel cilt sorunlarınız varsa veya hastalığınızın varlığından haberdar değilseniz C vitaminli ürünleri dikkatli kullanın. Çünkü tetikleyebilir. Kullanımdan önce mutlaka size iyi gelip gelmediğini test edin.


  • 7) Her organik markaya inanıp kanmayın. Daha öncede blogda bahsetmiştim, bunları düzenleyen bir kurum yok. Devletlerin kozmetik sektörüyle ilgili açıkları çok fazla. Amerikan ürünü oh mis güvenli diye her şeyi kullanmayın. Devletler sağlık sektörüne olduğu kadar kozmetik sektörüne eğilmiyor ve size bunun %100 organik ve iyi etkenli olduğunun garantisini veremez. Dermatolog onaylılar ise sadece markaların kendi tuttuğu dermatologların onayıdır. Güvenilir bir kurumdan bu onay sağlanmaz, zaten güvenilir bir kurumda böyle bir garantinin alacağı risklerden dolayı altına imzasını zor verir.


C vitamini günlük olarak depolanmayan ve bu yüzden düzenli olarak gün içerisinde tüketmemiz gereken bir değer. Sağlık manifestosunu bir kenarda bırakın, cilt için adeta bir hazine. Çünkü cildi daha genç gösterir, yaşı geri çeker. Kırışıklıkların ve ciltteki pul pul kurulukların üzerinde adeta bir ütü vazifesi görür. Cildiniz güçlenirken, aynı zamanda elastikiyet kabiliyetini arttıran kolajen oluşumuna yardımcı olur. Kırışık dolduran, kolajenleri güçlendiren, cilde ütü etkisi yaparak onu düzleştiren bir anti-aging antioksidanı kendinizden uzakta tutarak cildinizi bu güzide etkiden mahrum bırakmayın.




Daha az cilt atrofisi (cildin kolajen kaybındaki elastik liflerin bozulmaya uğraması), daha iyi hidrasyon, daha az kırışıklık, daha bebeksi cilt için C vitaminini buzdolabından eksik etmemek şart, bol bol yiyerek tüketmek gerek. Ekstra olarak cilt bakım ürünlerinde kullanmak ise daha özenli seçimler gerektirir. Her marka bu konuda başarılı değil, hatta bu dediğime global düzeyde en iyi bilinen ve pazarlama stratejisiyle en çok satan markalar dahil. Yazı içerisinde değindiğim önemli püf noktalarına bakarak seçimlerinizi yapmanızı öneririm. Bu yöndeki araştırmalarım ve önerdiğim markalarla, yeni başlattığım "Kozmetikte Bilinçlenelim" yazı dizimin farklı bölümlerinde mutlaka değineceğim.



4 yorum:

  1. Bu yazıların devamını merakla bekliyorum...Çok faydalı oldu...Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. C vitamini in topikal uygulamayla etki etmesi için %10 civarında konsantrasyon olması gerektiğini, pek çok c vitamini çeşidi olduğunu ancak en stabil olanın askorbit asit olduğunu da ben ekleyeyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, ben de zaten "ilk bilinmesi gereken önemli bir bilgi varken..." cümlesinde bahsetmiştim, ancak piyasada bu işi hakkıyla yapan çok az marka var ne yazık ki

      Sil