Arama Kutusu

Burberry Weekend Parfüm Yorumu




Parfüm Yorumu : Burberry Weekend


Yılların eskitemediği koku. Kullanmamış olsanız bile bir yerlerden mutlaka burnunuza dokunmuştur kokusu. Zira, bir zamanların en sevilen ve en çok kullanılan parfümüydü kendileri.

Ülkemizde de uzun bir süre en çok satanlarda yerini korudu. Hâlâ satılabilir olması, başarısının da bir göstergesi bana kalırsa. Kadınların parfümlerde vazgeçemediği, sevdiği kokulardan biridir çiçeksi aromalar. Burberry Weekend ise çiçeksi kokuların yoğunluğunu sert bir sunum ile değil, aksine oldukça yumuşak geçişlerle taçlandırır. Taze çiçeklerinin dansı, ilk koklayışta ferah bir parfüm havası verse de, zamanla daha pudramsı bir hal ile orta notasını bulacaktır. 

Notalar demişken, ilk notalarında hissedilen mandalinayı, orta notalarda yerini iris,gül, şeftali çiçeği ve siklamen çiçeğine bırakıyor. Tenden ayrılırken vedasını da daha odunsu notalar olan sedir ağacı, sandal ağacı ve musktan yana kullanıyor. Parfüm seçerken notaları bize o koku hakkında pek çok bilgi sunar. Bir parfümdeki notalar, onun hakkında bir fikir oluşturur. Özgeçmiş gibi düşünülebilir aslında. İlk, orta ve son notası şeklindeki üç kategori ile sınırlandırılmıştır. Fakat tendeki duruşu, özgünlüğü ve değişkenliği sınırlanamaz. Elbette notalarına bakınarak karar verilmeli parfüm seçerken ancak bu kriterlerle başlı başına karar verilmemesi kanaatindeyim. 

Burberry Weekend, notalarının dışına çok çıkmasa da, tendeki duruşu yine de farklılıklar taşıyacaktır. Döneminin sevilen ve moda haline gelen parfümlerden biri olması, ortak zevklerin fazlalığına da dikkat çeker aslında. Popüler parfümlere karşı ön yargınız yüksekse, bunu kıracak mahiyette özgünlük sunmadığını itiraf etmeliyim. Ancak niyetiniz, gündelik hayatınızda hoş kokabileceğiniz, hoş kokarken de etrafınızdaki insanlara da kokunuzdan bir buket sunmaksa, Burberry Weekend doğru bir tercih olabilir. Şekerli veyahut meyvemsi bir koku bekleyenlere göre değil. Çiçeksi ve biraz da odunsu kokuların birlikteğiyle gelen ferahlığı arayanlara göre. Ferahlık derken de, maskülen tazeliğine dem vurmadan, feminenliğini koruyarak tazelik notalarını seriyor.

Teninizde kaldıkça saran pudramsı havasında tercihinizi size sunar. Bu aşamada ya onu severseniz ya da oldukça sıradan bulursunuz. Ben seven tarafta kaldım yıllarca. Hatta öyle ki, sevgim fark etmeden alışkanlığa dönüştü. Fakat çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, eğer koku zevkini bilmediğiniz birine parfüm sürprizi yapmak istiyorsunuz veyahut hediye alma konusunda oldukça başarısızsanız, düşünmeden seçebileceğiniz, "acaba beğenir mi?" riskinin en az olduğu parfümlerden biridir Burberry Weekend



Kalıcılığı ise, kesin olarak belirli bir saat kalıcıdır diyebilmek çok zor. Zira parfümlerin tendeki kalıcığı, sahibinin teninin dokusuyla, yapısıyla alakadardır. Fakat bir fikir vermesi açısından diyebilirim ki, hemen uçan kaçan bir koku değil. Kalıcılığı ortalama düzeyde. Ne çok yoğun ne de az. Olması gerektiği gibi, tam hafta sonlarına uygun tutarda. Koku notalarının kombinasyonu da, rahatsız edici ağırlıktan sıyrılıp, daha giyilebilir ve ferah dokusuyla öne çıkan tarzda. Gece kullanımı için, sevilebilir oranda olmadığından söz etmem gerek. Bu parfüm, tam anlamıyla ismini hakeden ve gündüzleri daha beğeninize hitap edecek bir lezzette. 

Çoğu insan, parfümde özgünlüğü arar. "Benim kokum olmalı, geçtiğim yerlerde iz bırakmalı, ben olmasam dahi kokum beni hatırlatmalı" minvalinde parfüm arayışlarına yönelir. Aslına bakarsanız, bu sözleri söylemeyi sarf etmesek dâhi, erkek kadın fark etmeksizin, hepimizin aradığı da bu. Kendi imza parfümümüzü bulmaya çalışırken, özgünlüğü de ekleriz arayışlarımıza. Peki Burberry Weekend ne kadar özgün? Bu soruya, tüm samimiyetimle diyebilirim ki, özgünlüğüne aşık olup alacağınız bir koku olamaz. Fakat kendisini sevdirebilir. Bir çırpıda hakkında net bir karar vermemenizi öneririm. Deneyin, hem de günlerce. Parfümler bizlere kendilerini, tenimizin sinyali doğrultusunda sunar. Teninizin dokusu, hatta metabolizma çalışma hızınız ne kadar etkiliyse o denli farklılaşır bir parfüm. Belki de o aranılan "özgünlüğe" imza atar. Sadece birkaç fıslatma ile karar vermeniz, bir parfüme yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biridir. Beklentilerinizi iyi değerlendirmek için, ona daha çok şans vermenizi öneririm. Eskiden sevmediğim ve bir kenara ittiğim, "asla bunu kullanmam" dediğim parfümlerle, şu anda aşk yaşıyor olmam, onları tüketmeye dayalı ilişkimizden sıyırıp, tekrar şans vermemle mümkün oldu. 


1997 yılından beri, en çok satılanlar arasında yer alan bu parfümünün yaratıcısı Nathalie Lorson. Pek çok kokuya attığı imzalardan, belki de en ünlüsü oldu Burberry Weekend. Yumuşak formlu çiçek kokularını kendinize yakıştıyorsanız, yılların klasikleşmiş parfümüne küçük bir şans verin derim. Kim bilir, belki de alışkanlıklarınızdan birisi olacak.

9 yorum:

  1. ben bu kokuya aşığım diyebilirim aynen yazdığın gibi yumuşak geçişli ve insanı o ağır çiçek kokusuna boğmayan bir parfüm parfüm listemde 1.sırayı daima korur :)

    YanıtlaSil
  2. Ben de severim oldu bitti :)

    YanıtlaSil
  3. yıllardır bu koku bağımlısıyım bende:)) tespitlerin çok doğru

    YanıtlaSil
  4. oh la la! nasıl bi tabirdir. edincem ben bu kokuyu :D

    YanıtlaSil
  5. Buse, sevilesi bir parfüm ancak en çok taklidi yapılan olduğunu da inkar edemem, teşekkür ederim tespitler hakkındaki görüşlere :)

    Bir rüya, özgün bir koku olmadığımı hatırlatırım ama :)

    YanıtlaSil
  6. ben sevemedım bu kokuyu bana agır geld ıyk dıyebılrm

    YanıtlaSil
  7. Adsız20/1/15

    yeni aldım, biraz ağır..bu arada d&p den doldurma parfüm olduğunu da belirtmeliyim..durdukça koku farklı haller alıo....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakti zamanında çok severek kullanmıştım, doldurma parfümlere karşı değilim ama orjinalleriyle aralarında baya farkı olduğunu düşünüyorum. Kalıcılık konusunda doldurmalar daha iyi çünkü yağ oranları daha yüksek ama koku kalitesi ve baş ağrıtma yönünden orjinal parfümleri denemenizi öneririm :) Parfüm aşkı hele ki içinizde var ise, az alın öz alın mantığındayım, Sevgiler

      Sil